Arama

Eskişehir'de Kadın Sağlığına Dair Çarpıcı Gerçek

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi'nden Sibel Türkmen, Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Paneli'nde kadınların kendi bedenlerini tanımalarının ve sağlık konularında doğru bilgiye ulaşmalarının önemine dikkat çekti.

15/10/2026 15:52 | Son Güncelleme : 15/10/2026 17:04 | Okunma Sayısı : 21 | Suat Kaçar


Eskişehir'de Kadın Sağlığına Dair Çarpıcı Gerçek

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi'nden Sibel Türkmen, Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Paneli'nde kadınların kendi bedenlerini tanımalarının ve sağlık konularında doğru bilgiye ulaşmalarının önemine dikkat çekti. Farklı yaş ve sosyal gruplardan kadınlarla gerçekleştirdikleri eğitimlerde benzer sorunlarla karşılaştıklarını belirten Türkmen, kadınların sağlık sorunlarını çekinmeden konuşabilmeleri ve olağan dışı belirtilerde uzman hekime başvurmaları gerektiğini vurguladı.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve Eskişehir Kent Konseyi iş birliğiyle gerçekleştirilen Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Paneli'nde konuşan Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi'nden Sibel Türkmen, kadın sağlığı eğitimlerinde edindiği deneyimleri katılımcılarla paylaştı. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen programda kadınların bedenlerini tanımaları, adet sağlığı, hijyen alışkanlıkları ve sağlık kontrollerinin önemi ele alındı.P1037568-i6ad0cca01aeaa.jpg

“Kadınların Karşılaştığı Sorunlar Büyük Ölçüde Aynı”

Kadın sağlığına yönelik eğitim çalışmalarına ilişkin bilgi veren Türkmen, şu ifadeleri kullandı:

“Kadın sağlığı ve kadın kanserleri üzerine bilgilendirme ve farkındalık eğitimleri gerçekleştiriyorum. Bu çalışmalara ilk olarak Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Kadın Danışma Merkezi’nde başladım. Burada kadınlarla bir araya gelerek çeşitli konuları konuşmaya ve deneyimlerimizi paylaşmaya başladık. 2013 yılında da Kadın Sağlığı Eğitimi Eğitmenliği eğitimini aldım. Ancak ben kendimi eğitmen olarak tanımlamaktan çok, kolaylaştırıcı olarak tanımlamayı tercih ediyorum.

Daha önce de belirttiğim gibi farklı kadın gruplarıyla çalışma fırsatı buldum. Cezaevlerindeki kadınlar, kırsal bölgelerde yaşayan kadınlar, üniversiteli genç kadınlar, danışma merkezlerine başvuran kadınlar, mülteci kadınlar ve Türkmen işçi kadınlarla bir araya geldim.

Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Çünkü kadınların yaşları, yaşadıkları yerler, kültürleri, eğitim düzeyleri ve sosyal koşulları ne olursa olsun, karşılaştıkları sorunların büyük ölçüde aynı olduğunu gördüm. En temel konularda bile farkındalık düzeyimizin oldukça düşük olduğunu söyleyebilirim.

Ekim ayının Meme Kanseri Farkındalık Ayı olması nedeniyle bugün biraz meme kanserinden, biraz rahim kanserinden söz edeceğim. Ancak bunlardan önce kadın sağlığı konusunda dikkat etmemiz gereken temel noktalara ve günlük yaşamımızda farkında olmamız gereken bazı konulara değinmek istiyorum. Öncelikle buraya geldiğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum.

Bu eğitimlere her yaş grubundan kadın katılıyor. Hatta 85 yaşında katılımcılarımız bile oluyor. Bazen ilk geldiklerinde bana, ‘Şekerimi ölçer misin?’ diye soruyorlar. Ben de kendilerine sağlık çalışanı olmadığımı söylüyorum. Ancak eğitimleri dinledikten sonra oldukça memnun kalıyorlar.”P1037574-i6ad0cc4aca40e.jpg

“Kadınlar Kendi Bedenlerini Konuşmaktan Çekiniyor”

Toplumdaki bazı alışkanlıkların kadınların sağlık sorunlarını açıkça konuşmalarını zorlaştırdığını ifade eden Türkmen, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Biz Türk kadınları olarak bazı konuları açık ve net bir şekilde konuşmakta zorlanıyoruz. Kendi bedenimizdeki organların isimlerini bile zaman zaman ifade edemiyoruz. Yüzümüzden, saçımızdan, kollarımızdan ve bacaklarımızdan rahatlıkla söz edebiliyoruz. Ancak üreme organlarımızın ve cinsel organlarımızın isimlerini söylemekten çekiniyoruz.

Bu organlara toplumda çok farklı isimler veriliyor. Her kültürün ve her geleneğin kendine özgü ifadeleri bulunuyor. Oysa kadınların kendi bedenlerini tanımaları ve organlarının isimlerini doğru şekilde bilmeleri son derece önemli.

Eğitimlerimizde de bu durumla sık sık karşılaşıyoruz. Örneğin adet kanaması hakkında konuşmak istediğimizde kadınlara nasıl ifade ettiklerini soruyorum. Çoğu zaman doğrudan ‘Adet oldum’ ya da ‘Adet kanamam başladı’ demek yerine farklı ifadeler kullanıyorlar.

‘Anavatan kan ağlıyor’, ‘Halam geldi’, ‘Teyzem geldi’ gibi sözler duyuyoruz. Çünkü bu konuların açıkça konuşulması toplumda ayıp olarak değerlendirilebiliyor.

Ancak kadınlarla bir araya gelip konuşmaya başladıktan iki veya üç hafta sonra bu çekingenliğin azaldığını görüyoruz. Aramızda samimiyet ve güven oluştuğunda kadınlar kendilerini daha rahat ifade etmeye başlıyor. Yaşadıkları sorunları ve merak ettikleri konuları açıkça anlatabiliyorlar.”P1037572-i6ad0cca1e6db1.jpg

“Adet Düzenindeki Değişiklikler Takip Edilmeli”

Kadınların adet döngülerini ve bedenlerindeki değişiklikleri takip etmelerinin önemine değinen Türkmen, şunları söyledi:

“Adet dönemindeki ağrılar her kadında farklı olabiliyor. Ağrıların şiddeti ve beraberinde görülen belirtiler kişiden kişiye değişebiliyor. Bunun yanında adet kanamasının miktarı, kaç gün sürdüğü ve hangi aralıklarla gerçekleştiği de oldukça önemli.

Adet döneminde neden fazla ağrı yaşandığı konusunda uzman hocalarımız da mutlaka bilgi verecektir. Yumurtalık kistleri, tümörler, rahimdeki miyomlar, polipler ve rahim içindeki bazı oluşumlar adet kanamasının miktarını etkileyebiliyor. Aynı zamanda kasık ağrısı ve farklı belirtilerle kendilerini gösterebiliyorlar.

Peki, bir adet döneminde ne kadar kanamamız gerektiğini biliyor muyuz? Kaç gün kanama olması normaldir? Adet dönemleri arasında kaç gün bulunmalıdır? Bunlar kadınların kendi sağlıklarını takip edebilmeleri açısından bilmeleri gereken temel konular.”P1037562-i6ad0cc9c5b0c6.jpg

“Doktora Danışmadan İlaç Kullanılmamalı”

Kadınların sağlık sorunları karşısında bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınmaları gerektiğini belirten Türkmen, şu ifadeleri kullandı:

“Adet dönemindeki ağrılarla baş edebilmek için bazı yöntemlerden yararlanabiliyoruz. Bacaklarımızı karnımıza doğru çekerek dinlenmek, ılık duş almak ve yeterli miktarda su içmek rahatlamamıza yardımcı olabiliyor.

Ancak burada özellikle dikkat çekmek istediğim bir konu var. Kadınlar bazen doktorlarına danışmadan ilaç kullanabiliyor. ‘Bir kas gevşetici al, hemen rahatlarsın’ ya da ‘Bir ağrı kesici iç, ağrın geçer’ gibi önerilerle karşılaşıyoruz.

Biz doktor kontrolü olmadan, özellikle de gerekli muayene ve değerlendirmeler yapılmadan ilaç kullanılmasını önermiyoruz. Çünkü kullanılan ilaçların farklı sağlık sorunlarına yol açma ihtimali bulunabiliyor. Bu nedenle öncelikle bir hekime başvurulması gerekiyor.

Beslenme alışkanlıklarımız da oldukça önemli. Tuz, çay ve kahve tüketimini azaltmamız gerekiyor. Bu yalnızca adet döneminde değil, menopoz döneminde de dikkat etmemiz gereken bir konu. Aynı şekilde paketlenmiş gıdaların tüketimine de özen göstermeliyiz.

Gebelik döneminde ve yaşamın diğer dönemlerinde de benzer önerilerle karşılaşıyoruz. Dolayısıyla tuz, çay ve kahve tüketimini sınırlandırmak yalnızca belirli dönemlerde uyguladığımız bir önlem olmamalı. Bunu günlük yaşam alışkanlığımız hâline getirmeliyiz.”P1037567-i6ad0cae4366cb.jpg

“Olağan Dışı Kanamalar İhmal Edilmemeli”

Adet döngüsünde yaşanan değişikliklerin bazı sağlık sorunlarına işaret edebileceğini belirten Türkmen, şöyle konuştu:

“Adet döngüsünde genel olarak 24 ile 35 gün arasındaki süreleri makul kabul ediyoruz. Kanama süresi çoğunlukla 4-5 gün olmakla birlikte, 2 ile 7 gün arasındaki süreler de normal sınırlar içerisinde değerlendirilebiliyor.

Peki, adet dönemindeki kanama miktarımızı nasıl takip edeceğiz? Bunun için günlük kullandığımız pedlerin sayısını ve ne kadar dolduğunu gözlemleyebiliriz. Eğitimlerimizde günde yaklaşık dört ped değişimini örnek olarak anlatıyoruz. Ancak burada pedlerin ne kadar dolduğu da önemli.

Kanamanın normalden fazla ya da az olması, süresinin değişmesi veya alışılmış düzenin dışında gerçekleşmesi bazı sağlık sorunlarının belirtisi olabiliyor.

Örneğin aşırı kanama, miyomlar, yumurtalık kistleri, enfeksiyonlar ya da farklı hastalıklarla ilişkili olabiliyor. Bazı durumlarda kötü huylu oluşumlar da bu belirtilere neden olabiliyor. Benzer şekilde kanamanın belirgin biçimde azalması veya adet süresinin kısalması da değerlendirilmesi gereken bir durum. Bunlar bazı kadınlarda erken menopozla ilişkili olabiliyor.

Bu nedenle kadınların kendi adet düzenlerini tanımaları, değişiklikleri takip etmeleri ve olağan dışı durumlarda mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmaları gerekiyor.”P1037566-i6ad0cc9e4a602.jpg

“Genital Bölge Hijyeninde Doğru Bilgi Önemli”

Kadınların genital bölge sağlığı konusunda da bilinçlendirilmesi gerektiğini belirten Türkmen, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Adet kanamasının miktarı, süresi ve döngüsü kadar vajinal akıntıların takip edilmesi de önemli. Çünkü akıntıların rengi, kokusu ve yapısı bazı sağlık sorunları hakkında bize bilgi verebiliyor.

Yumurtlama döneminde akıntının daha berrak, su gibi akışkan, ıslak ve kaygan olmasını bekliyoruz. Diğer dönemlerde ise daha açık renkli, beyaza yakın ve kokusuz akıntılar görülebiliyor.

Ancak sarı veya yeşil renkli, peynir kesiği görünümünde, fazla miktarda, kötü kokulu ya da kaşıntıyla birlikte görülen akıntılara dikkat edilmesi gerekiyor. Özellikle cinsel ilişki sırasında ağrıya veya idrar yaparken yanmaya neden olan belirtiler enfeksiyonlarla ilişkili olabiliyor.

Akıntıda köpüklenme ve kötü koku bulunması da üzerinde durulması gereken belirtiler arasında yer alıyor. Bu tür durumların ihmal edilmemesi ve bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.

Yaptığım eğitimlerde özellikle 18-25 yaş arasındaki genç kadınlarda günlük ped kullanımının oldukça yaygın olduğunu görüyorum. Daha ileri yaş gruplarında, özellikle 35-50 yaş arasındaki kadınlarda ise ara bezi, taharet bezi, pamuk, havlu veya kâğıt kullanımıyla sık karşılaşıyorum.

Bazı kadınlar vajinal bölgeyi hava almayacak şekilde kapatabiliyor. Bu tür uygulamaların ardından akıntılarında değişiklik olduğunu, akıntının renginin ve kokusunun farklılaştığını, hatta köpüklenme başladığını anlatan kadınlarla karşılaşıyoruz.

Bu nedenle kadınların genital bölge temizliği ve hijyen konusunda doğru bilgilendirilmesi gerekiyor. Özellikle günlük ped, ara bezi, taharet bezi, pamuk ve benzeri ürünlerin sürekli ve bilinçsiz kullanımını önermiyoruz.

Kadınların kendi bedenlerini tanımaları, normal değişikliklerle dikkat edilmesi gereken belirtileri birbirinden ayırt edebilmeleri ve herhangi bir sorun yaşadıklarında çekinmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları büyük önem taşıyor.”

Etiketler : Eskişehir Sibel Türkmen kadın sağlığı Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi kadın hastalıkları adet sağlığı genital hijyen Eskişehir Büyükşehir Belediyesi kadın sağlığı paneli
Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Uzmanından kilo kontrolü için dikkat çeken öneri

Uzmanından kilo kontrolü için dikkat çeken öneri

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erdem, yemek yerken besinin sesini duymanın, iyi çiğnemenin ve yiyeceğe temas etmenin tokluk hissini artırabileceğini belirterek, ekran karşısında yemek yemenin ise fazla tüketime neden olabileceğini söyledi.

2 ay önce
Tolga Çınar’dan ESOGÜ’yü tercih edeceklere kritik uyarılar

Tolga Çınar’dan ESOGÜ’yü tercih edeceklere kritik uyarılar

Genç Sağlık Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Tolga Çınar, ESOGÜ Hastanesi’ni tercih edecek adaylara çalışma koşulları, vardiya sistemi ve nöbet düzeni hakkında önemli bilgiler paylaştı.

2 ay önce
Veteriner ücretleri neden yüksek? Erdinç Yuva nedenini açıkladı

Veteriner ücretleri neden yüksek? Erdinç Yuva nedenini açıkladı

Eskişehir Bilecik Veteriner Hekimler Odası Başkanı Erdinç Yuva, veteriner ücretlerinin oda tarifelerine göre belirlendiğini, Eskişehir’de ise 2026’nın ikinci yarısında fiyat artışı yapılmadığını söyledi.

2 ay önce
Yorumlar