İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Volkan Yılmaz'dan Eskişehir'de İktidarı Eleştirdi
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Volkan Yılmaz, Eskişehir'de düzenlenen “Sahadan Sandığa” teşkilat eğitim programında Türkiye'nin ekonomik sorunlarından yatırım fonlarına, basın özgürlüğünden sanayi yatırımlarına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.
15/10/2026 14:14 | Son Güncelleme : 15/10/2026 15:03 | Okunma Sayısı : 15 | Suat Kaçar
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Volkan Yılmaz, Eskişehir'de düzenlenen “Sahadan Sandığa” teşkilat eğitim programında Türkiye'nin ekonomik sorunlarından yatırım fonlarına, basın özgürlüğünden sanayi yatırımlarına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. İktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Yılmaz, Türkiye'nin kaynaklarının üretim yerine faiz ödemelerine ayrıldığını savunarak, Eskişehir'in de sanayi ve ihracat potansiyeline rağmen ülke ekonomisinin büyümesinden yeterli payı alamadığını söyledi.
İYİ Parti AR-GE ve Parti İçi Eğitim Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen “Sahadan Sandığa” teşkilat eğitim programı kapsamında Eskişehir'e gelen Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Volkan Yılmaz, basın mensuplarıyla bir araya geldi. Türkiye'nin ekonomik ve siyasi gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, yatırım fonlarında yaşanan gelişmelerin araştırılması gerektiğini belirtti. Basın kuruluşlarına yönelik uygulamalara da tepki gösteren Yılmaz, Eskişehir'in yalnızca öğrenci kenti olarak değil, üretim ve teknoloji merkezi olarak da geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Ekonominin gerçek karşılığı vatandaşın sofrasındadır”
Türkiye'de yaşanan ekonomik sıkıntılara dikkat çeken Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Değerli arkadaşlar, şimdi ülkemizin geldiği durum malum; biz bunun özetini bugün burada sizlerle paylaşmak istiyoruz. Değerli basın mensupları, kıymetli Eskişehirli hemşehrilerimiz; İYİ Parti AR-GE ve Parti İçi Eğitim Başkanlığımız tarafından 'Sahadan Sandığa' teşkilat eğitim programımız kapsamında bugün Eskişehir'de sizlerle bir aradayız. Öncelikle katılımınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye; yıllardır süren ağır ekonomik krize, her geçen gün bir yenisi eklenen çok büyük yolsuzluklara, adaletsizliklere ve haksızlıklara mahkûm bırakılmış durumdadır. Bugün vatandaşlarımızın en temel gündemi geçim mücadelesidir. Emeklilerimiz, işçilerimiz, çiftçilerimiz, esnafımız ve gençlerimiz hayat pahalılığı karşısında geleceğe güvenle bakmak isterken; dedeler, nineler torunlarına harçlık veremez, anneler çocuklarının beslenmelerine yeterli yiyeceği koyamaz hâle gelmiştir. Ekonomi yalnızca açıklanan rakamlardan ibaret değildir; ekonominin gerçek karşılığı vatandaşın sofrasında, pazarda, markette ve ay sonunda cebinde kalan paradadır.”
“İktidar hiçbir şeyin sorumluluğunu üstlenmiyor”
İktidarın yönetim anlayışını eleştiren Yılmaz, yatırım fonlarına ilişkin gelişmelerin devlet yönetiminde şeffaflık ve denetimin önemini ortaya koyduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Sandıktan sınırlı süreyle ülke yönetme sorumluluğunu alan iktidar, her şeyi yapmaya kendini yetkili görmekte, fakat hiçbir şeyin sorumluluğunu üstlenmemektedir. Ülkemizin gündeminde önemli yer tutan fon krizi, devlet yönetiminde denetimin, şeffaflığın ve hesap verilebilirliğin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Partimiz tarafından geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde –Cumhuriyet tarihinin altını çizerek söylüyorum– en büyük vurgunun konuşulması ve araştırılması için önerge teklif edilmiş, fakat iktidar ve ortakları bu vurgunlar konuşulmasın diye Meclisi kapatıp adeta kaçmışlardır.
Gerçeklerden korkmak ve gerçeklerden kaçmak bir iktidar için sonun başlangıcıdır. Yalanlarla ve algı oyunlarıyla ayakta kalmaya çalışan bir iktidarın yapacağı büyük hatalardan biri, gerçeklerin konuşulmasını engellemektir. Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu'nun bu hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantımızda söylediği üzere; gerçekleri duymak istemeyen iktidar, milletimizin de gerçekleri öğrenmesini istememektedir.”
“Şafak baskınları iktidarın ömrünü uzatma çabasıdır”
Gazetecilere yönelik operasyonlara, medya kuruluşlarının yayınlarının durdurulmasına ve kayyım uygulamalarına tepki gösteren Yılmaz, şunları söyledi:
“Bu akılla ayakta kalabileceğini zanneden iktidar; sabaha karşı gazetecilerin kapısına polis göndermekte, kayyum atamakta ve televizyon yayınlarını durdurmaktadır. Türkiye'de herkes ve her kurum incelenebilir; hukuki bir sorun varsa tespit edilir ve gereği yapılır. Ancak bu iktidarın polis ve yargı aracılığıyla attığı adımlar artık hukuki olmaktan çıkmıştır. Şafak baskınları, adaleti tesis etmekten öte, iktidarın ömrünü uzatma çabasıdır.
Kendi partisinden olmayan belediyelere kayyum, sistemine dahil olmayan şirketlere kayyum, gibi düşünmeyen demokratik örgütlere kayyum, siyasi partilere ve medyaya kayyum... Yanlışların üzerini yeni ve başka yanlışlarla örtmeye çalışan bir iktidarın çırpınışlarını izliyoruz adeta. Ama şunu biliyoruz ki, hakikatin ve gerçeklerin önünde hiçbir engel duramayacaktır; raf ömrünü tamamlamış bir iktidarı baskı asla ayakta tutamayacaktır.”
“Her şeyin yetkisini alanlar, her şeyin sorumlusudur”
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin işleyişine ilişkin eleştirilerde bulunan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bu iktidar; 'Milletten aldığı tüm yetkiyi tek adama verdikleri takdirde Türkiye çağ atlayacak, her sorun çözülecek' diye vaatte bulunmuş ve bu vaatlerle oy almıştır. Ancak yetkinin devrinden sonra devletin işleyişi büyük zaafa uğramış, köklü kurumlarımızın içi boşaltılmış, asıl millete vekil olması gerekenler halk hakkında yorum yapmaktan çekinir hâle gelmiştir. Yaşanan büyük hırsızlıkların sorumlusu olan yetkililer, başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere, sorumluluk üstlenmek yerine üzüntü beyan ederek sorumluluktan kaçmaktadırlar.
Üzülmek tabii ki her insanın doğal hakkıdır; insan üzülebilir. Kısıtlı birikimini fonda siyasi hırsızlara kaptıran vatandaşımız üzülmekte haklıdır. Üzülmek günden güne eriyen esnafımızın, çiftçimizin, üreticimizin hakkıdır. Üzülmek devletin nasıl kötü yönetildiğini yakından gözlemleyen memurlarımızın hakkıdır. Üzülmek Türkiye'nin çoğunluğunu oluşturan, açlık sınırının altında çalışan asgari ücretlilerimizin ve emeklilerimizin hakkıdır. Ama asla ve asla bu iktidarın hakkı değildir; her şeyin yetkisini alanlar, aynı zamanda her şeyin sorumlusudurlar.”
“131 yatırım fonunun tasfiyesine ilişkin sorular yanıtlanmalı”
Yatırım fonlarına ilişkin gelişmelerde yalnızca yatırımcıların kayıplarının değil, denetim mekanizmalarının da sorgulanması gerektiğini belirten Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Değerli basın mensupları, yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine yol açan gelişmeler karşısında sorulması gereken yalnızca yatırımcıların ne kadar kaybettiği değildir. Asıl cevaplanması gereken sorular şunlardır: Bu riskler ne zaman ortaya çıkmıştır? İlgili kurumlar ne zaman haberdar olmuştur? Gerekli denetimler zamanında yapılmış mıdır? Olası usulsüzlüklerin sorumluları kimlerdir? Bu işler olurken, bu hisse fonlar değer kazanırken, kimler bunları görürken görmezden gelmiştir?
Bizim yaklaşımımız açıktır: Yatırımın doğal riskleri ile denetim eksikliklerinden veya hukuka aykırı işlemlerden doğabilecek mağduriyetler birbirinden ayrılmalıdır. Mesele yalnızca kişilerin değil, kurumların ve denetim mekanizmalarının sorumluluğunu ortaya koymaktır. Çünkü devletin görevi vatandaşın alın terini, hakkını ve hukukunu gözetmektir. Bir devlet bunun için vardır.
Yine Sayın Genel Başkanımız, bu haftaki grup toplantımızda Meclis'te bütün partilerin eşit biçimde temsil edildiği gerçek bir araştırma komisyonu kurulmasını önermiştir: Kim kazandı, kim erken çıktı, kim bilgi aldı, kim göz yumdu, kim kimi korudu? Millet bunların tamamını öğrenmelidir. Çalınan artık sadece beytülmal değildir; çalınan, doğrudan milletin cebindeki paradır.”
Tren kazalarından maden facialarına kadar birçok konuyu gündeme getirdi
Türkiye'de geçmiş yıllarda yaşanan çeşitli olayları hatırlatarak hükümetin politikalarını eleştiren Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Hatırlatmakta fayda var; bu günlere nerelerden geldik? Tren kazalarından, maden facialarından, otel yangınlarından, dağıtılmayan maskelerden, kendi bakanlığına dezenfektan satan bakanlardan, depremzedeye çadır satan Kızılay'dan geldik. Bebek ölümlerinden, çocuk istismarlarından, kadın cinayetlerinden geldik. Dağlarımızda maden adı altında delinmedik tepe, üzerine beton dökülmeyen plaj, kesilmeyen orman kalmadı. Çeteler şehirlerimizi, uyuşturucu gençlerimizi, kumar ve bahis ailelerimizi sardı. Biz buraya alınamayan savaş uçaklarından, kullanılamayan yüz milyarlarca dolardan, 'dostum Esat' politikalarından, milyonlarca sığınmacıdan, 'dünya lideri' masallarından geldik. Kürsüde Gazze'ye yakılan ağıtların, konu ticarete gelince kubbede hoş bir seda olarak kalmasından geldik. FETÖ'sünden PKK'sına kadar eli sıkılmayan terör örgütü kalmadı. Biz buraya hesap sorulmadığı için, hırsız evin içinde olduğu için geldik.”
“Türkiye sahipsiz değildir”
İYİ Parti'nin ülke genelindeki çalışmalarına değinen Yılmaz, vatandaşların sorunlarını yerinde dinlediklerini belirterek şu açıklamalarda bulundu:
“Değerli basın mensupları, 25 yılını dolduran iktidar, gerçeklerin üstünü örtmek yerine hakikatlerle yüzleşse ve bu sorunları çözmeye çalışsa her şey bambaşka olabilirdi. Türkiye'nin acı gerçeklerini milletimizle paylaşmak, çözüm reçetelerimizi vatandaşlarımızın dikkatine sunmak için buradayız. İYİ Parti olarak sahadan sandığa, parti içi eğitim programımız kapsamında vatanımızın her karış toprağını gezerek önce teşkilatlarımızla buluşuyoruz. Yoğun eğitim programımızın sonrasında çarşıda, pazarda ve sivil toplum kuruluşu ziyaretlerimizde vatandaşlarımızla kucaklaşıyor; memleketin derdini ve bu dertlerin nedenlerini konuşuyoruz.
Milletimizin emin olmasını istediğimiz husus şudur: Türkiye sahipsiz değildir; Türkiye kimseye ve tek adama muhtaç değildir. Türkiye'nin nitelikli, namuslu, şerefli, çalışkan evlatları dün olduğu gibi bugün de vardır. İşte biz de bunun için İYİ Parti olarak sahadayız, vatandaşımızın ve milletimizin yanındayız.
Bizim siyaset anlayışımızın merkezinde millet iradesi, Cumhuriyetimizin kurucu değerleri, millî egemenliğimiz ve demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti vardır. Memleketimizin her sorununun kaynağını biliyor, çözümüne dair geniş uzman kadrolarımızla çalışıyoruz. Türkiye'nin şifasız derdi yoktur; millî devletimizi ve Cumhuriyetimizi güçlendirecek, yozlaşmış sistemi iyileştirecek ve Türk milletini hak ettiği mutlu, zengin geleceğe kavuşturacağız. Buna kararlıyız, vatandaşlarımızın da bundan emin olmasını talep ediyoruz.
Değerli arkadaşlar, bizim başka gidecek vatanımız yok. Biz bu vatanı müreffeh yarınlara hazırlamak zorundayız; bizim vatanımız burası, bizim milletimiz Türk milletidir. Bizim burada alın teri dökerek yapamayacağımız, başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında hukukun üstünlüğünün güvence altına alındığı, liyakatin esas olduğu, üreten, kalkınan ve vatandaşlarının geleceğe güvenle baktığı bir Türkiye hedefiyle çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Yılmayacağız, korkmayacağız ve çekilmeyeceğiz.”
Eskişehir teşkilatına teşekkür etti
İYİ Parti'nin Eskişehir'deki çalışmalarını yakından takip ettiğini ifade eden Yılmaz, şunları söyledi:
“Bu vesileyle 'Sahadan Sandığa' eğitim programımızın ve çalışmalarımızın hayırlı olmasını diliyor; bütün teşkilat mensuplarımıza ve Eskişehirli vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Ayrıca Genel İdare Kurulu üyemiz Sayın Mehdiye Aydın Bey'e ve İl Başkanımız Sayın Serdar Ulucan Bey'e huzurlarınızda çok teşekkür ediyor, Eskişehir'deki çalışmalarını çok yakından takip ettiğimi belirtmek istiyorum. Ayaklarınıza sağlık, sağ olun, var olun.”
“Eskişehir Türkiye'nin büyümesinden yeterli payı alamıyor”
Eskişehir'in ekonomik yapısına ilişkin soruları da yanıtlayan Yılmaz, kentin sanayi, üretim ve ihracat potansiyeline rağmen yeterli yatırım alamadığını savundu.
Yılmaz, şunları kaydetti:
“Eskişehir, maalesef Türkiye'nin genel büyümesinden yeterli payı alamamaktadır. Biraz önce de ifade ettiğimiz gibi; şehrimizde çok değerli çiftçilerimiz ve yüz binlerce öğrencimiz var, sanayimiz de oldukça ileri bir boyutta. Fakat son yıllarda gördüğümüz tablo şudur: Eskişehir hem Türkiye'nin ihracatından, üretiminden hem de millî gelirinden üzerine düşen payı alamamıştır. Özellikle katma değer üreten, yüksek teknolojili yeni yatırımlar konusunda şehir eksik kalmıştır.
Şehrin kendine has, yerel yönetimler tarafından çözülmesi gereken problemleri hâlâ yerli durmaktadır. Bugün Eskişehir'de bir demir yolu (hemzemin geçit vb.) sorunu vardır, ulaşım sektörüyle ilgili çözülmeyi bekleyen sıkıntılar ortadadır. İnşallah biz, tüm bu sorunları çözmek ve Eskişehir'i hak ettiği yere taşımak için yeni dönemde projelerimizi tek tek hayata geçireceğiz.”
“Eskişehir'i üretim ve inovasyon üssü hâline getirmek istiyoruz”
Eskişehir'deki üniversite öğrencilerinin mezuniyet sonrasında kentte kalabilmelerinin önemine dikkat çeken Yılmaz, gençlere yönelik istihdam ve yatırım alanlarının artırılması gerektiğini belirtti.
Yılmaz, şöyle konuştu:
“Peki, bu tablo karşısında Eskişehir'in en büyük potansiyeli nedir? Sorusunu şu şekilde yanıtlamak gerekir: Eskişehir'in en büyük gücü, gençlerimizin kendi işlerini kurabileceği yeni yatırım alanlarının oluşturulma potansiyelidir. Şehrimiz; coğrafi konumu itibarıyla birçok büyük şehre yakın, stratejik bir merkezdir. Ancak mevcut yatırımların çok daha fazla artırılması şarttır.
En önemlisi de şudur: Buraya gelen on binlerce üniversite öğrencisi sadece eğitim alıp şehri terk etmemelidir. Gençlerimizin hayatlarını kurabilecekleri, iş yapabilecekleri, dünyaya açılabilecekleri yüksek potansiyelli yeni iş ve teknoloji merkezlerinin oluşturulması gerekmektedir. Eskişehir'i sadece bir öğrenci kenti olmaktan çıkarıp bir üretim ve inovasyon üssü hâline getirmek bizim en temel hedeflerimizden biridir.”
“Yüksek faizler yeni yatırımların önünü kesiyor”
Türkiye'de yatırım ve istihdam alanında yaşanan sorunlara değinen Yılmaz, yüksek kredi faizlerinin üreticileri ve iş dünyasını olumsuz etkilediğini savundu.
Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye'de aslında sadece Eskişehir'de değil, birçok şehrimizde çok büyük potansiyeller var; yeraltı kaynakları, yer üstü zenginlikleri var ancak maalesef yatırım yok, değerli arkadaşlar.
Şimdi, İstanbul Sanayi Odası'nın açıkladığı Türkiye'nin en büyük 1000 sanayi firması son iki-üç yıldır hiç istihdam yaratamadı. Bu ne demektir? Sanayiye, iş insanlarına ve esnafımıza yeterli destek verilmiyor demektir. Kredilerin mevcut durumunun bu olduğu bir yerde, kusura bakmasın hiç kimse gelip yatırım yapmaz; parasını üretime değil, mevduata ya da başka alanlara yönlendirir. Oysa bizim en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, paranın yatırıma ve gençlerimize akmasıdır.
Eskiden gençlere gelecek hayallerini sorduğumuzda birçoğu kendi işini kurmak istediğini söylerdi ve bu yönde belli destekler bulabilirdi. Ama bugün, maalesef gençlerin büyük bir bölümünün hayali ya yurt dışında bir iş bulmak ya da Türkiye'de bir yerde mecburiyetten ücretli olarak çalışmaktır. Türkiye'de sistem tamamen tıkanmıştır, yeni yatırımların önü açılmamaktadır. Bugün bankalardan kullandırılan kredilerin faiz oranları, hangi işi yaparsanız yapın, o borcun ödenme ihtimalini tamamen ortadan kaldırmıştır. Bu faiz oranlarıyla herhangi bir yeni yatırım yapılması imkânsızdır. Maalesef hükümet bunu gözden kaçırmaktadır, kaçırmıştır.”
“Türkiye altı ayda 2 trilyon lira faiz ödedi”
Türkiye'nin ekonomik kaynaklarının üretim ve istihdam yerine faiz ödemelerine yönlendirildiğini savunan Yılmaz, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Ve Türkiye'nin parası –hepinizin ödediği vergiler– maalesef faize gitmektedir, değerli arkadaşlar. Bu ülke sadece altı ayda 2 trilyon lira faiz ödemiştir. Oysa bu 2 trilyon lira yatırıma yönlendirilseydi; on binlerce gencimiz, ağır kredi yüklerinin altına girmeden, doğrudan devlet desteğiyle ve teşvikiyle kendi işini kurabilir hâle gelecekti. Ama paramız üretime değil, faize gitmiştir.
Bugün Türkiye, bölgesel konumu itibarıyla çok büyük bir avantaja sahiptir. Tıpkı Türkiye gibi Eskişehir de birçok büyük şehre ve Avrupa'ya yakın, yüksek üretme potansiyeli olan bir şehirdir. Ürettiğini ihraç etme potansiyeli vardır ama bu potansiyel ne yazık ki değerlendirilmemektedir. Maalesef Türkiye, üretene değil, faiz baronlarına çalışır hâle gelmiştir.”
Bunlar da ilginizi çekebilir
Hasan Demir, ekonomi ve anayasa tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu
Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, ekonomi, enflasyon, anayasa tartışmaları ve siyasi gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
2 ay önceMelek Mızrak Subaşı Eskişehir eleştirilerine yanıt verdi: "Benim için belediye başkanlığından önce annelik gelir"
Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, Eskişehir'de yaşadığı yönündeki eleştirilere yanıt vererek kentte bulunmasının nedenini açıkladı.
2 ay önceEkrem İmamoğlu CHP’den istifa etti: “Yeni bir yol açıyoruz”
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 17 yıllık CHP üyeliğinden ayrıldığını açıkladı. Ekrem İmamoğlu, paylaşımında “Yeni bir yol açıyoruz” dedi.
2 ay önce