Alpu’daki altın ve gümüş projesine karşı imza kampanyası başladı
Doğa ve Yaşam Platformu, Alpu Esence’de planlanan altın ve gümüş madeni projesine karşı 15 gün sürecek itiraz dilekçesi kampanyası başlattı.
11/08/2026 16:38 | Son Güncelleme : 25/09/2026 23:10 | Okunma Sayısı : 182 | Esra Yavuz
Doğa ve Yaşam Platformu, Eskişehir’in Alpu ilçesine bağlı Esence bölgesinde yapılması planlanan altın ve gümüş madeni projesine karşı itiraz dilekçesi kampanyası başlattı. Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç, toplanan dilekçelerin Eskişehir Valiliğine teslim edileceğini açıkladı. Eskişehir Ekoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cevat Aydemir ise Eskişehir’in farklı bölgelerinde gündeme gelen maden projelerine ilişkin yürüttükleri çalışmaları anlattı.
Kampanyanın 15 gün boyunca devam edeceğini belirten Filiz Fatma Özkoç, dilekçe toplamak için kurulan standın salı ve cumartesi günleri açık olacağını söyledi.
Filiz Fatma Özkoç, “Doğa ve Yaşam Platformunun, Alpu Esence’de yapılmak istenen altın gümüş maden ocağı için itiraz dilekçesi kampanyası. Bugün başladık dilekçelerimizi toplamaya. Bu standımız haftanın salı ve cumartesi günleri olacak burada ve 15 gün sürecek” dedi.
Toplanan dilekçelerin Eskişehir Valiliğine sunulacağını belirten Filiz Fatma Özkoç, kampanyanın başlamasında 22 Temmuz’da Alpu Esence’de yaşanan sürecin etkili olduğunu ifade etti.
Filiz Fatma Özkoç, “Biz topladığımız bu imzaları valiliğe sunacağız. Valilik de ilgili yerlere gönderecek. Niçin topluyoruz biz bu imzayı? 22 Temmuz’da Alpu Esence’de halkın katılımı toplantısı yapıldı. Halkın katılımı toplantısı yapıldı derken aslında toplantı yapılmadı. Çünkü oradaki bölge halkı kendi bölgelerinde, yörelerinde bu altın gümüş maden ocağını istemiyorlar” ifadelerini kullandı.
Şirket tarafından yapılmak istenen bilgilendirmeye bölge halkının tepki gösterdiğini söyleyen Filiz Fatma Özkoç, bu nedenle toplantının gerçekleştirilemediğini belirtti. Filiz Fatma Özkoç, toplantı sırasında tutulan tutanakların kendilerine verilmediğini de söyledi.
Filiz Fatma Özkoç, “Şirket de bilgilendirmek istedi ama halk buna tepki gösterdi ve toplantı yapılmadı. Şimdi toplantı yapılmadı ama oradaki Bakanlık yetkilileri, İl Müdürlüğü yetkilileri tutanak tutması gerekiyordu. Tutanak tuttular fakat bizlere, yani oradaki bölge halkına, sivil toplum örgütlerine, yani o toplantıya katılanlara tutanakları teslim etmediler” dedi.
Tutanakların kendilerine verilmesini istediklerini belirten Filiz Fatma Özkoç, “Biz de bu tutanakları istiyoruz. Çünkü bizim en doğal hakkımız, acaba o tutanakta ne yazdılar. Yani kampanya sürecimiz bu şekilde başladı” ifadelerini kullandı.
Maden projesinin büyüklüğüne ilişkin de bilgi veren Filiz Fatma Özkoç, projenin yaklaşık 20 bin dönümlük ruhsat alanına sahip olduğunu söyledi. ÇED alanının ise yaklaşık 1 dönümden fazla olduğunu belirten Filiz Fatma Özkoç, Esence’de çıkarılacak malzemenin daha sonra Sivrihisar’ın Kaymaz bölgesine taşınmasının planlandığını ifade etti.
Filiz Fatma Özkoç, “Şimdi bu proje yaklaşık 20.000 dönümlük bir ruhsat alanına sahip. ÇED alanı ise yaklaşık 1 dönümden fazla. Yapılacak işlem sadece kırma, öğütme, eleme şeklinde. Ama çıkarılacak kazı, cevher daha sonra Sivrihisar’ın Kaymaz ilçesinde işlenecek. Yani orada siyanürlü işlem yapılacak” dedi.
Projenin süresinin 8 yıl olarak belirlendiğini aktaran Filiz Fatma Özkoç, şirketlerin daha sonraki dönemlerde kapasite artışına gidebildiklerini savundu.
Filiz Fatma Özkoç, “Fakat çıkacak kazı miktarı, 8 yıl bir projeye ömür biçmişler. Ama biliyorsunuz şirketler girdikten sonra bu 8 yılla kalmıyor, kapasite artışına gidiyorlar, bu süreyi uzatıyorlar” ifadelerini kullandı.
Proje kapsamında ortaya çıkacak kazı miktarına ilişkin rakamlar da paylaşan Filiz Fatma Özkoç, “8 yılda toplam 335 milyon ton kazı çıkacak. Bu kazı içinde 8 milyon küsurü Kaymaz’a taşınacak, orada işlenecek” dedi.
Filiz Fatma Özkoç, Alpu Ovası’nın tarımsal üretim açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek bölgenin birinci derece büyük ova statüsünde olduğunu söyledi.
Filiz Fatma Özkoç, “Fakat burada problem olan şu. Alpu Ovası sadece Eskişehir için kıymetli değil. 1. derece büyük ova statüsünde, tamamen tarımsal üretim gerçekleşiyor. Türkiye için kıymetli bir bölge” ifadelerini kullandı.
Bölgedeki tarımsal üretimi anlatan Filiz Fatma Özkoç, “Oradaki insanlar üretimlerini, buğday, arpa, ayçiçek o şekilde gerçekleştiriyorlar ve proje bir ön ÇED raporu şeklinde. Projede hiçbir şekilde aydınlatıcı bir bilgi yok” dedi.
Projenin su ihtiyacına ilişkin bilgilerin de açıklanmadığını savunan Filiz Fatma Özkoç, “Projede kullanılacak su miktarı belli değil. Nereden su kaynağını elde edecekler, onun bilgisi yok” ifadelerini kullandı.
Filiz Fatma Özkoç, Esence’de yapılacak işlemlerde siyanür kullanılmayacağını ancak çıkarılan cevherin Kaymaz’da işleneceğini belirterek asıl dikkat edilmesi gereken konulardan birinin ağır metaller olduğunu söyledi.
Filiz Fatma Özkoç, “Sonra çevresel etki değerlendirme canlıların hayatı için ne kadar tehlikeli. Özellikle siyanür kullanılmayacak ama Kaymaz’da kullanılacak, bir şey fark etmiyor. Burada altın gümüşle miktarda ağır metaller çıkıyor. Asıl problem olan orada ağır metaller” dedi.
Ağır metallerin yer altından çıkarılmasının ardından hava ve suyla temas edeceğini belirten Filiz Fatma Özkoç, “Şimdi bu ağır metaller yer altındayken masumken ama yer üstüne çıktığında havadaki oksijenle, suyla hepsi birer zehire dönüşüyor. Dolayısıyla asıl tehlike ağır metallerdir” ifadelerini kullandı.
Filiz Fatma Özkoç’un ardından konuşan Eskişehir Ekoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cevat Aydemir ise Eskişehir’in farklı bölgelerinde daha önce gündeme gelen maden çalışmalarını anlattı.
Cevat Aydemir, “Sarıcakaya ile başladı, Alpagut ile devam etti. Alpagut’ta Cengiz Holding o kadar yıprandı ki süreç içerisinde, ismini, şirketin ismini değiştirmek zorunda kaldı. Montan oldu ama biz sonradan baktığımızda Montan’ın da aslında Cengiz ailesine ait olduğunu tespit etmiştik” dedi.
Sarıcakaya, Mihalgazi ve Alpagut’taki sürece değinen Cevat Aydemir, burada devam eden bir hukuki süreç bulunduğunu söyledi.
Cevat Aydemir, “Oradaki en verimli, en bereketli topraklar dediğimiz şey aslında oranın ekolojik dengesi. Oranın o yaşam alanlarının, oradaki o yüzyıllardır oluşan dengenin de bozulması anlamına geliyor. Sarıcakaya’yı, Mihalgazi ve Alpagut’taki alandan Cengiz Holding’in projesi şu anda mahkemelik yani orada bir hukuki süreç devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Bilirkişi heyetinin hazırladığı rapora da değinen Cevat Aydemir, “Orada kazanım elde etmiş sayılırız. Çünkü bilirkişi heyeti orada lehimize bir karar verdi ama sadece Mihalgazi, Sarıcakaya ile bitmiyor” dedi.
Demirli Mahallesi’ndeki bentonit maden ocağı kapasite artışına ilişkin yürütülen süreci de anlatan Cevat Aydemir, burada Eczacıbaşı’nın projesine karşı çalışma yaptıklarını belirtti.
Cevat Aydemir, “Demirli Mahallesi’nde Eczacıbaşı’nın bentonit maden ocağının kapasite artışı vardı. Orada da bilirkişi heyeti kazı, oradaki enkazın çökme anında yaklaşık 13 kişi bilirkişi heyeti o çöküntünün üstünde karar verdi. O gün rapor orada yazıldı. Bir İliç, Demirli İliç olmasın diyerek yola çıkmıştık biz” ifadelerini kullandı.
Cevat Aydemir, süreçte şirket ve kamu kurumlarının tutumunu eleştirerek, “Ama Eczacıbaşı günlerce hem Eczacıbaşı Holding’in yetkilileri hem kamu kurumlarının yetkilileri hem Eskişehir Valisi orada adım atmayarak halkı ve oradaki canlı yaşamını tehlikeye attılar” dedi.
Demirli’deki konunun da mahkemede olduğunu belirten Cevat Aydemir, “Ama bilirkişi heyetinin orada yazmış olduğu, lehimize çıkan rapor sonucunda yine olay mahkemede olduğu için oradan da olumlu bir karar bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Çukurhisar’da Sabancı Holding’in çimento fabrikasına ilişkin kapasite artışı konusunda da çalışma yürüttüklerini belirten Cevat Aydemir, “Yine Çukurhisar’da Sabancı Holding’in çimento fabrikasına kalker ve kil madeni kapasite artışıyla ilgili de biz bir çalışma yürüttük. Orada da propaganda sürecimizi yürüttük. Orası henüz netleşmedi, bilirkişi heyeti girmedi” dedi.
Alpu Ovası’ndaki tarımsal üretime dikkat çeken Cevat Aydemir, bölgede ayçiçeği, mısır, soğan, arpa ve buğday üretildiğini hatırlattı.
Cevat Aydemir, “Maden şirketleri ve holdingler gelip gözlerini ülkenin ve şehrimizin en verimli ve bereketli topraklarına dikince, Alpu Ovası’nda ayçiçeği, mısır, soğan, arpa, buğday gibi yaşam alanları, yaşamımızı doğrudan etkileyecek ürünlerin oradaki olumsuz anlamda etkilenmesine rol oynayacaklar” ifadelerini kullandı.
Maden projelerine karşı farklı kesimlerin birlikte hareket etmesini istediklerini söyleyen Cevat Aydemir, “Biz de tamamen verimli ve bereketli topraklarda bu holdinglerin öyle cirit atmasını, oradaki yaşam alanlarımızı ve oradaki tarım alanlarına müdahale etmesine karşı bir topyekün mücadele sergilemek istiyoruz. Bütün halkımızla birlikte, belediyeler, sivil toplum örgütleri, milletvekilleri, bütün siyasi örgütler, AKP dahil” dedi.
AK Parti milletvekilleri ile AK Parti ve MHP il teşkilatlarına yönelik eleştirilerde de bulunan Cevat Aydemir, “AKP oradan oy alıyorsa ama AKP milletvekilleri bu maden mücadelesine dair şimdiye kadar Eskişehir sınırları içerisinde tek bir cümle kurmuş değiller. AKP ve MHP il teşkilatları sadece Doğa ve Yaşam Platformunun sokağa çıktığı andan itibaren cümle kurmaya başladılar ve basını çağırıp bizi olumsuz düşüncelerle çeşitli kamuoyuna karşı oradaki kendilerince propaganda dili geliştiriyorlar. Biz buna da karşıyız” ifadelerini kullandı.
Cevat Aydemir, Alpu’nun yanı sıra Alpagut, Demirli, Sarıcakaya ve Çukurhisar’daki süreçleri de birlikte değerlendirdiklerini söyledi.
Cevat Aydemir, “Bu toprakları hep birlikte savunmalıyız. Alpu, Alpagut, Demirli, Sarıcakaya, Çukurhisar bu halkın yaşadığı ve yaşamak zorunda olduğu topraklardır. Burada holdingler para kazanacak diye, kârlarına kâr katacak diye biz halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.
Alpu ve çevresinde yaşayanların projeye karşı olduğunu savunan Cevat Aydemir, 22 Temmuz’daki halkın katılımı toplantısında yaşananları da hatırlattı.
Cevat Aydemir, “Üstelik şöyle bir durum var. Alpu ve yöresinde yaşayan bütün halkımız bu madene karşı bir direniş gösteriyorlar. O halkın katılım toplantısını yaptırmamak üzerine kurguladıkları söz de tam da bu yüzdendi. Dediler ki muhtarlar, ‘Biz bu madene karşıyız ve bilgilenmek istemiyoruz’ demişlerdi 22 Temmuz’da” ifadelerini kullandı.
Cevat Aydemir, açıklamasını, “Dolayısıyla buradan yola çıkmalıyız. Muhtar istemiyor, halk istemiyor, şehirlerde, şehir merkezinde yaşayan sivil toplum örgütleri istemiyorsa o zaman iktidarın da maden şirketlerini çekip konuşması lazım. Çıkması lazım bu topraklarımızdan diye düşünüyoruz” sözleriyle tamamladı.
Bunlar da ilginizi çekebilir
Uluslararası Erasmus+ toplantısı Eskişehir'de yapıldı
Erasmus+ kapsamında yürütülen "Eğitim Perspektifinden Yetişkin Romanların İhtiyaçlarının Anlaşılması" projesinin ikinci ulusötesi toplantısı Eskişehir'de gerçekleştirildi.
1 ay öncePorsuk Çayı'ndaki çöp kirliliği tepki çekti
Eskişehir'in simgelerinden Porsuk Çayı'nın Sümer Mahallesi'nden geçen bölümünde su yüzeyinde biriken plastik şişe, ambalaj ve karton bardaklar çevre kirliliğine neden oldu.
1 ay önceKaldırımı otomobille kapattı, yayalar yola inmek zorunda kaldı
Eskişehir kent merkezinde kaldırıma park edilen bir otomobil, yayaların geçişini engelledi. Vatandaşlar, özellikle engelli bireyler, yaşlılar ve bebek arabası kullanan aileler için tehlike oluşturan görüntüye tepki gösterdi.
1 ay önce