Özkan Demirkol: Okullar ders ziliyle değil, çözümsüzlükle açılıyor
Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol, yeni eğitim yılı öncesinde eğitim harcamaları, öğretmenlerin çalışma koşulları ve okulların sorunlarını değerlendirdi.
11/09/2026 13:47 | Son Güncelleme : 11/09/2026 14:11 | Okunma Sayısı : 9 | Esra Yavuz
2026-2027 eğitim-öğretim yılı öncesinde açıklamalarda bulunan Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol, öğrencilerin, velilerin ve eğitim çalışanlarının karşı karşıya kaldığı sorunlara dikkat çekti. Özkan Demirkol, eğitim harcamalarındaki artıştan okulların bütçe sorunlarına, öğretmenlerin çalışma koşullarından kırtasiye ve beslenme giderlerine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
“Okullar ders ziliyle değil, çözümsüzlükle açılıyor” diyen Özkan Demirkol, “Eğitimin, öğrencilerin, velilerin ve eğitim emekçilerinin gerçek sorunları görmezden gelinemez. 2026-2027 eğitim-öğretim yılı, Türkiye’de eğitimin yıllardır biriktirilen yapısal sorunlarının ve derinleşen ekonomik krizin gölgesinde başlamaktadır. Milyonlarca öğrenci ve eğitim emekçisi okullara dönerken, veliler daha eğitim yılı başlamadan ağırlaşan eğitim harcamalarıyla karşı karşıya bırakılmıştır” ifadelerini kullandı.
Eğitim sistemindeki sorunların uzun süredir devam ettiğini savunan Özkan Demirkol, okulların fiziki şartları, temizlik ve güvenlik sorunlarının sürdüğünü belirtti. Öğrencilerin okulda ücretsiz ve sağlıklı bir öğüne ve temiz içme suyuna ulaşması gerektiğini söyleyen Özkan Demirkol, eğitim çalışanlarının da ücret, istihdam ve çalışma koşulları açısından sorunlar yaşadığını ifade etti.
“Öğretmenin ihtiyacı önlük talimatı değildir”
Millî Eğitim Bakanlığının “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” konulu 2026/70 sayılı Genelgesini de değerlendiren Özkan Demirkol, genelgedeki bazı uygulamalara tepki gösterdi.
Özkan Demirkol, “MEB, eğitimin kamusal, ekonomik ve pedagojik sorunlarına çözüm üretmek yerine; önlük uygulamasından norm kadro baskısına, Millî Eğitim Akademisi üzerinden yapılmak istenen düzenlemelerden ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ dayatmasına kadar şekilci, denetimci ve ideolojik yaklaşımını sürdürmektedir. Öğretmenlerin ihtiyacı önlük talimatı ya da kılık-kıyafet dayatması değildir. Öğretmenin mesleki saygınlığı giydiği kıyafetle değil; ürettiği emek, mesleki özerklik, insanca yaşayabileceği ücret ve güvenceli çalışma koşullarıyla sağlanır” dedi.
Eğitim çalışanlarının biçimsel kurallarla denetlenmesine yönelik uygulamaları kabul etmediklerini belirten Özkan Demirkol, norm kadro fazlası öğretmenlerle ilgili düzenlemeleri de eleştirdi.
Özkan Demirkol, “Norm kadro fazlası öğretmenlerin resen görevlendirilmesi ve Millî Eğitim Akademisi bünyesinde eğitime alınarak alan değişikliğine yönlendirilmeleri, eğitim emekçilerinin çalışma güvencesine açık bir müdahaledir. Plansız öğretmen istihdamının, yanlış norm kadro politikalarının ve idari hataların sorumlusu öğretmenler değildir. Öğretmenlerin diplomalarını, branşlarını ve mesleki birikimlerini işlevsizleştirecek uygulamalardan vazgeçilmelidir” ifadelerini kullandı.
Maarif Modeli’ne eleştiri
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında uygulanan müfredata ilişkin de konuşan Özkan Demirkol, Eğitim Sen’in mevcut modele yönelik itirazlarını sürdürdüğünü söyledi.
Özkan Demirkol, “Eğitim Sen olarak bilimsel ve laik eğitimin temel ilkelerinden uzaklaşan, eleştirel ve sorgulayıcı düşünce yerine belirli değer ve ideolojik kalıpları merkeze alan bu anlayışı kabul etmiyoruz. Eğitim programları bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi, kapsayıcı ve anadilinde eğitim hakkını esas alan bir anlayışla hazırlanmalıdır” dedi.
“Okullara yeterli bütçe ayrılmalı”
Yeni eğitim yılı öncesinde gündeme gelen kayıt parası ve bağış tartışmalarına da değinen Özkan Demirkol, Millî Eğitim Bakanlığının her eğitim yılı başında kayıt parası alınmayacağını açıkladığını hatırlattı.
Bu açıklamaların yeterli olmadığını savunan Özkan Demirkol, “Okullara ihtiyaçları oranında doğrudan ve yeterli bütçe ayrılmadığı sürece bu açıklamaların karşılığı olmayacaktır. Kamu okullarının temizlik, güvenlik, bakım-onarım, kırtasiye, elektrik, su ve diğer temel giderleri merkezi bütçeden karşılanmadığında okul yönetimleri velilerden ‘bağış’ istemeye yönelmekte, eğitimin finansmanı giderek ailelerin üzerine bırakılmaktadır. Bu tablo, parasız ve kamusal eğitim hakkını fiilen ortadan kaldırmaktadır” ifadelerini kullandı.
Kırtasiye, servis ve beslenme giderlerine dikkat çekti
Velilerin yeni eğitim yılına yüksek harcamalarla başladığını söyleyen Özkan Demirkol, kırtasiye malzemesi, okul çantası, kıyafet, ayakkabı, servis, beslenme ve yardımcı kaynak giderlerindeki artışın özellikle düşük gelirli ailelerin bütçesini zorladığını belirtti.
Özkan Demirkol, “Ailenin gelir düzeyinin çocuğun hangi eğitim materyaline ulaşacağını, nasıl besleneceğini ve nasıl bir eğitim alacağını belirler hale gelmesi, doğrudan eğitim hakkının ihlalidir. Çocukların eğitim hakkı ailelerinin gelir düzeyine bırakılamaz” dedi.
Öğrencilerin beslenme sorununa ayrıca dikkat çeken Özkan Demirkol, “Çok sayıda öğrenci yeterli ve dengeli beslenemeden okula gitmekte, okul saatleri boyunca sağlıklı bir öğüne erişememektedir. Okulda ücretsiz yemek ve temiz içme suyu sağlanması bir yardım değil, çocukların temel hakkıdır. Tüm öğrencilere ayrım gözetilmeksizin en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
Eğitim çalışanlarının ücretlerini gündeme getirdi
Özkan Demirkol, eğitim çalışanlarının maaşlarının yoksulluk sınırının altında kaldığını ve satın alma gücünün gerilediğini savundu. Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik uygulamalarına karşı olduklarını belirten Özkan Demirkol, aynı işi yapan çalışanların farklı statü ve ücretlerle çalıştırılmasını eleştirdi.
Özkan Demirkol, “Eğitim emekçilerinin ihtiyacı unvan yarışı değil; eşit işe eşit ücret, mesleki özerklik, güvenceli istihdam ve insanca yaşayabilecekleri ekonomik ve sosyal haklardır” diye konuştu.
Eğitim Sen taleplerini sıraladı
Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol, sendikanın Millî Eğitim Bakanlığı ve siyasi iktidardan taleplerini de açıkladı. Özkan Demirkol, bütün eğitim çalışanlarının ücretlerinin yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını ve çalışma koşullarının güvence altına alınmasını istedi.
Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik başta olmak üzere güvencesiz istihdam uygulamalarına son verilmesini isteyen Özkan Demirkol, eğitim çalışanlarının kadrolu ve güvenceli olarak istihdam edilmesi gerektiğini söyledi.
Her okula ihtiyacı oranında doğrudan ve yeterli bütçe ayrılmasını isteyen Özkan Demirkol, temizlik, güvenlik ve yardımcı hizmetler için gerekli personelin kadrolu olarak çalıştırılması gerektiğini belirtti. Özkan Demirkol ayrıca tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu verilmesini talep etti.
Temel kırtasiye ve eğitim materyallerinin ücretsiz sağlanmasını isteyen Özkan Demirkol, ailelerin okul başlangıç masraflarının kamu tarafından karşılanması gerektiğini ifade etti. Kayıt parası, zorunlu bağış ve benzeri uygulamaların ortadan kaldırılması için kamu okullarının temel giderlerinin bütçeden karşılanmasını istedi.
Okul servis ve ulaşım giderlerinin desteklenmesi gerektiğini belirten Özkan Demirkol, yardımcı eğitim materyallerinin de ücretsiz kamu kaynaklarıyla karşılanmasını talep etti.
Özkan Demirkol, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başta olmak üzere sendikanın bilimsel ve laik eğitim ilkeleriyle çeliştiğini düşündüğü müfredat uygulamalarına son verilmesini istedi. Eğitim programlarının bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi, kapsayıcı ve anadilinde eğitim hakkını esas alan şekilde düzenlenmesi gerektiğini söyledi.
Öğretmenlerin mesleki özerkliğine yönelik uygulamalara da değinen Özkan Demirkol, önlük ve kılık-kıyafet düzenlemeleri ile resen görevlendirme ve öğretmenin isteği dışında alan değişikliği gibi uygulamalara son verilmesini talep etti. Eğitime ayrılan kamu kaynaklarının artırılması gerektiğini belirten Özkan Demirkol, eğitim giderlerinin velilerin üzerine bırakılmaması gerektiğini söyledi.
Özkan Demirkol, “Bakanlığın görevi öğretmenlerin ne giyeceğini belirlemek, eğitim emekçileri üzerinde yeni denetim mekanizmaları kurmak ya da ideolojik müfredat dayatmalarını sürdürmek değildir. MEB’in görevi; her çocuğun parasız, bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde nitelikli eğitim hakkını güvence altına almak; eğitim emekçilerine güvenceli ve insanca çalışma koşulları sağlamaktır” ifadelerini kullandı.
Eğitim Sen’in yeni eğitim yılında da çalışmalarını sürdüreceğini belirten Özkan Demirkol, “Eğitim Sen olarak 2026-2027 eğitim-öğretim yılında da öğrencilerimizin eğitim hakkı, velilerin üzerindeki ekonomik yükün kaldırılması ve eğitim emekçilerinin insanca yaşam ve çalışma koşullarının sağlanması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Parasız, kamusal, bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitim hakkından vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Bunlar da ilginizi çekebilir
Özkan Demirkol Eskişehir'deki okullar için uyardı: "Eğitim sistemi kaosa sürükleniyor"
Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol, yeni eğitim yılı öncesi okul binaları, boşaltma kararları ve ikili eğitim uygulamasını gündeme taşıdı.
1 ay önceYüz yüze eğitim azalacak mı: Türkiye’de online eğitim 10 yılda katlandı
TÜİK verilerine göre çevrimiçi eğitim alanların oranı 2017’de yüzde 6,5 iken 2026’da yüzde 22,9’a çıktı. Her dört kişiden biri online eğitime yaklaştı.
4 hafta önceEskişehir’de devlet okullarında kayıt parası iddiası: Fadime Arslan’dan açıklama
Eğitim-İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan, bazı devlet okullarında velilerden kayıt döneminde para istendiği iddialarının araştırılmasını istedi.
3 hafta önce