Hikmet Güven Tekoğlu Yazdı: Çocuklarımıza Neler Oluyor?
Son zamanlarda okullarda yaşanan olaylar hepimizi korkutmaya,neler yapabiliriz,çocuğumu nasıl korumalıyım diye düşündürüken hepimizin aklında tek bir soru takılıyor ÇOCUKLARIMIZA NELER OLUYOR?
03/10/2026 16:57 | Son Güncelleme : 03/10/2026 18:25 | Okunma Sayısı : 29 | Hikmet Güven Tekoğlu
Son zamanlarda okullarda yaşanan şiddet olaylarını duydukça hepimizin aklından aynı soru geçiyor:
Çocuklarımıza neler oluyor?
Bir çocuk arkadaşına neden vuruyor?
Neden bir başka çocuğu dışlıyor, aşağılıyor, tehdit ediyor?
Neden öfkesini kontrol etmekte bu kadar zorlanıyor?
Ve belki de en önemlisi… Biz yetişkinler olarak bu davranışların arkasında ne olduğunu gerçekten merak ediyor muyuz?Çoğu zaman bir çocuğun şiddet davranışını gördüğümüzde ilk yaptığımız şey davranışı durdurmak oluyor. Elbette durdurmalıyız. Ancak yalnızca davranışı cezalandırmak, çoğu zaman davranışın neden ortaya çıktığını açıklamaya yetmiyor.
Çünkü çocuklar dünyaya şiddet uygulamayı bilerek gelmiyor.Bir çocuk öfkesini nasıl ifade edeceğini, hayal kırıklığıyla nasıl baş edeceğini, sınır koymayı, karşısındakinin sınırına saygı göstermeyi ve sorunlarını konuşarak çözmeyi büyük ölçüde ilişkiler içinde öğreniyor.
İlk ilişki ise ailede başlıyor.Çocuğun ilkokulu ailesidirÇocuğun duygusal dünyasının temelleri evde atılıyor.Çocuk kendisini dinleyen, duygularını önemseyen, sınırları belli ama sevginin koşula bağlanmadığı bir ortamda büyüdüğünde; zamanla kendi duygularını tanımayı ve düzenlemeyi öğreniyor.Ancak çocuğun duyguları sürekli küçümsendiğinde;
“Abartma.”
“Bir şey yok.”
“Ağlama.”
“Sen de her şeye kızıyorsun.”gibi cümlelerle karşılandığında çocuk, duygusunu ifade etmek yerine onu bastırmayı öğrenebiliyor.
Bazen de bunun tam tersi yaşanıyor.Çocuğa sınır konulmuyor. Her istediği yapılıyor, hayal kırıklığı yaşamasına izin verilmiyor, kaybetmekle ve beklemekle baş etmesi öğretilmiyor.Oysa hayatın içinde her zaman istediğimiz olmayacak.Çocuk frustrasyonla, yani engellenmeyle baş etmeyi öğrenmek zorunda.Çünkü bugün evde istediği olmadığında bağırarak, tehdit ederek veya saldırarak istediğini elde eden bir çocuk, yarın aynı yöntemi akran ilişkilerinde de kullanabilir.Şiddetin arkasında bazen görünmeyen bir hikâye vardırBir çocuğun saldırgan davranışının arkasında yalnızca “kötü çocuk” olmak yoktur.
Bazen yoğun bir öfke vardır.
Bazen kabul edilme ihtiyacı…
Bazen değersizlik duygusu…
Bazen dikkat çekme çabası…
Bazen model aldığı davranışlar…
Bazen aile içindeki çatışmalar…
Bazen akran baskısı…
Bazen de henüz gelişmemiş duygu düzenleme ve dürtü kontrol becerileri…
Bu nedenle şiddet davranışına baktığımızda yalnızca “Ne yaptı?” sorusunu değil, “Neden yaptı?” sorusunu da sormalıyız.Bu, davranışı mazur göstermek değildir.Tam tersine, davranışın nedenini anlamak onu değiştirebilmenin ilk adımıdır.Çocuk yalnızca söylediklerimizi değil, yaşadıklarını da öğreniyor
Çocuklara “Şiddet kötüdür.” demek elbette önemlidir.
Ama çocuk aynı zamanda yetişkinlerin birbirleriyle nasıl konuştuğuna bakar.
Öfkelendiğimizde nasıl davranıyoruz?Sorun yaşadığımızda bağırıyor muyuz?Farklı düşündüğümüzde karşımızdakini aşağılıyor muyuz?Çocuğumuz hata yaptığında onu utandırıyor muyuz, yoksa davranışını konuşabiliyor muyuz?Çünkü çocukların öğrenme biçimlerinden biri de model almadır.Biz çocuklardan sakin olmalarını isterken evde sürekli yüksek sesle konuşuyorsak, onlardan saygı beklerken onları küçümsüyorsak, duygularını ifade etmelerini isterken kendi duygularımızı sağlıklı biçimde yönetemiyorsak çocuğa verdiğimiz mesajlar birbirinden farklılaşabilir.
Peki okulun rolü ne?
Okul, çocuğun yalnızca akademik bilgi aldığı bir yer değildir.Çocuk okulda paylaşmayı, sıra beklemeyi, farklılıklarla bir arada yaşamayı, çatışma çözmeyi, sınırları ve sorumlulukları öğrenir.
Bu nedenle okullarda şiddetle mücadele yalnızca ceza mekanizmalarıyla yürütülemez.
Çocuklara;
öfkeyi tanımayı,
duygularını ifade etmeyi,
dürtülerini kontrol etmeyi,
empati kurmayı,
hayal kırıklığıyla baş etmeyi,
sınır koymayı ve başkasının sınırına saygı göstermeyi,
çatışmayı konuşarak çözmeyi öğretmek gerekir.
Ve bunların yalnızca sorun çıktığında değil, sorun çıkmadan önce öğretilmesi gerekir.
Asıl soruyu kendimize sormalıyız
Bugün bir çocuğun başka bir çocuğa uyguladığı şiddeti konuşuyoruz.Yarın başka bir olay olduğunda yine aynı soruları soracağız.“Bu çocuk neden böyle yaptı?”
Ama belki de daha geniş bir soru sormalıyız:
Biz çocuklarımızın duygusal ihtiyaçlarını ne kadar görüyoruz?Onlarla gerçekten konuşuyor muyuz?
Yoksa çoğu zaman sadece derslerini, sınavlarını, başarılarını ve davranışlarını mı takip ediyoruz?
Çocuğun karnesini soruyoruz ama “Bugün kendini nasıl hissettin?” diye sormayı unutuyor muyuz?
Çocuğun kaç soru çözdüğünü biliyoruz ama hangi duyguyla uyandığını biliyor muyuz?
Bazen çocuklarımızın davranışlarına çok yakından bakarken, davranışın arkasındaki çocuğu görmeyi unutabiliyoruz.Çocuklarımızın sadece başarılı değil, psikolojik olarak da güçlü olmalarına ihtiyacımız var
Çocuk yetiştirmek yalnızca akademik başarıya hazırlamak değildir.
Çocuğun yaşamla karşılaştığında ayakta kalabilmesini, zorlandığında yardım isteyebilmesini, öfkelendiğinde kendisini kontrol edebilmesini, başarısız olduğunda yeniden deneyebilmesini ve başkalarının duygularını fark edebilmesini de öğretmektir.Bunun adı psikolojik dayanıklılıktır,ve psikolojik dayanıklılık, çocuğa bir günde öğretilmez.
Güvenli ilişkilerle, tutarlı sınırlarla, sağlıklı iletişimle, doğru modellemeyle ve çocuğun duygularına alan açarak zaman içinde gelişir.Belki de bugün okullarda yaşanan şiddet olayları bize yalnızca çocukları değil, çocuklarla kurduğumuz ilişkileri de yeniden düşünmemiz gerektiğini söylüyor.Çünkü her davranışın arkasında bir hikâye vardır.Biz yetişkinlerin görevi o hikâyeyi görmezden gelmek değil; çocuğu suçlamadan, davranışı normalleştirmeden ve sorumluluğu ortadan kaldırmadan, o hikâyeyi anlamaya çalışmaktır.Çocuklarımızın elinden şiddeti çekip almak istiyorsak, onların eline başka araçlar vermeliyiz:
Sözcükler…
Duygularını ifade edebilme becerisi…
Sınırlar…
Empati…
Güven…
Ve en önemlisi, sağlıklı ilişkiler.Çünkü çocukların davranışlarını değiştirmek istiyorsak önce onlarla kurduğumuz ilişkiye bakmalıyız.Ve belki de bugün hep birlikte kendimize şu soruyu sormalıyız:
Çocuklarımıza neler oluyor?Ama bunun hemen ardından bir soru daha sormalıyız:
PEKİ BİZ ÇOCUKLARIMIZ İÇİN NELER YAPIYORUZ?
Bunlar da ilginizi çekebilir
Emirdağlı Kart geliyor, birçok hizmet tek kartla kullanılacak
Emirdağ Belediyesinin belediye hizmetlerini tek kartta buluşturacak Emirdağlı Kart Projesi, Ağustos ayı Belediye Meclisi toplantısında kabul edildi.
1 ay önceSuat Kaçar Yazdı: Susmak da Siyasi Bir Karar mıdır?
Eskişehir siyasetinde son günlerde herkes aynı sorunun cevabını arıyor: Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce nasıl bir karar verecek?
1 ay önceEmirdağ’da öğrenciler hava hokeyi turnuvasında buluştu
Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinde Yaz Kur’an Kursları kapsamında kız öğrencilere yönelik Camiler Arası Hava Hokeyi Turnuvası düzenlendi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen turnuvada dereceye giren öğrencilere belgeleri verildi.
1 ay önce