Halil İbrahim Sarıkaya Yazdı: Odalar, vakıflar ve dernekler siyaset yeri değil, hizmet yeridir
Yıllardır her platformda açıkça haykırıyoruz, dile getiriyoruz fakat ne yazık ki sesimizi duyan yok: Vakıf, dernek, cemaat ve tarikat liderleri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek odası yöneticileri, ellerindeki kurumsal zırhın arkasına saklanıp SİYASET YAPAMAZ, İDEOLOJİK TARAF OLAMAZ!
Bugün hangi kurumun veya yapının açıklamasına baksanız, altında yatan asli amacın topluma hizmet etmek değil; ideolojik bir mevzi kazanmak, siyasi bir duruş sergilemek veya dezenformasyon süreçlerine alet olmak olduğunu görüyorsunuz.
Oysa Anayasamızın 33. ve 135. maddelerinin ruhu ve hukuki mantığı son derece nettir: Bu yapılar kişisel siyaset sahası değil, topluma ve mesleğe hizmet makamıdır.
Bir meslek odasının veya vakfın görevi; üyelerinin haklarını korumak, kamu yararına çalışmak ve toplumsal etiği savunmaktır. Kendi uzmanlık alanını bir kenara bırakıp siyaset partisi organı gibi davranmak, temsil edilen kitleye de bu ülkeye de yapılan en büyük haksızlıktır.
Sivil toplum ve meslek örgütlerini kendi siyasi/ideolojik emellerine alet eden, kurumsal kimlikleri siyasi polemik malzemesi yapan anlayışa derhal son verilmelidir! Hiç kimse temsil ettiği yapının imkanlarını ve kamuoyundaki itibarını kendi siyasi ajandası için pazarlık konusu yapamaz.
Bu gidişatı durdurmanın tek yolu kanuni boşlukları kapatmaktır. Tüm bu kurum ve kuruluşların tarafsızlığını çiğneyen yöneticilerin siyaset yapmasını, kurumsal kimlikle ideolojik beyanlarda bulunmasını net çizgilerle engelleyecek ANAYASAL EK DÜZENLEME ŞARTTIR!
Toplumsal barış, kurumsal güven ve adalet ancak bu sınırların net biçimde çizilmesiyle sağlanabilir.