Eskişehir Siyaset

Eskişehir Emek Gençliği’nden öğrencilere ve işçilere 20 Kasım çağrısı

Eskişehir Emek Gençliği adına açıklama yapan Şevval Duran, öğrencilerin eğitim masraflarını karşılamakta zorlandığını belirterek KYK yurtlarındaki barınma koşullarını ve Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasını eleştirdi. Fransa’daki işçi grevleri ile Sırbistan’daki öğrenci boykotlarına da değinen Duran, parasız, bilimsel, demokratik ve ana dilde eğitim talebini dile getirdi.

Eskişehir Emek Gençliği’nin açıklamasının tam metni

Şevval Duran’ın Eskişehir Emek Gençliği adına yaptığı açıklamada "Bugün dünyanın dört bir yanında fabrikalardan üniversite amfilerine, liselerden sokaklara taşan devasa bir eylemlilik dalgası yaşanıyor. Fransa’da işçi sınıfı ve gençliğin ortak grevleriyle kilitlenen şehirler, İtalya ve Belçika’da kemer sıkma politikalarına ve eğitim kesintilerine karşı, Almanya’da zorunlu askerlik ve militarizme karşı, Sırbistan’da yozlaşmaya ve geleceksizliğe karşı, Brezilya’da ise kamusal hakların gaspına ve kamu hizmetlerinin tasfiyesine karşı direnen yüzbinler aynı öfkeyi haykırıyor. Kıtalar ve sınırlar ötesinden yükselen bu uluslararası direniş tablosu hayat pahalılığına, geleceksizliğe ve krizin faturasını halkların sırtına yükleyen politikalara karşı tek gerçek alternatifin birleşik enternasyonal bir mücadele olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Fransa’dan Brezilya’ya, Belçika’dan Sırbistan’a kadar gençlerin, işçilerin ve emekçilerin haykırdığı bu haklı öfke, bugün Eskişehir’den yükselen sesimizle birleşmektedir. Çünkü biliyoruz ki Avrupa’nın veya Latin Amerika’nın kentlerinde geleceksizliğe itilen gençle; Türkiye’de KYK yurtlarında niteliksiz koşullara mahkûm edilen, ücretsiz ve kamusal eğitime erişemeyen, mezun olduğunda işsizlik veya asgari ücret köleliğiyle yüzleşen gencin sorunu da sorumlusu da aynıdır. Türkiye'de her 10 öğrenciden 8'i eğitim masraflarını karşılayabilmek için çalışmak zorunda bırakılırken, amfilerde olması gereken gençler niteliksiz ve ucuz iş gücü olarak piyasaya sürülmektedir. Liselerde MESEM adı altında çocuk işçiliği meşrulaştırılmakta, 14-15 yaşlarındaki çocuklar çarkların arasında yaşamını yitirirken sermayeye bedava iş gücü sağlanmaktadır. Bir yanda sermayedar çevreler ve iktidar mensupları fon vurgunlarıyla zenginliklerine zenginlik katarken; diğer yanda üniversiteler kayyumlarla yönetilmekte, öğrencilerin en temel sosyalleşme ve mücadele alanı olan kulüpler ve topluluklar kapatılmaktadır. Cezasızlık politikaları yüzünden katledilen kadınların yaşam hakkı ellerinden alınmaktadır.

Emperyalist-kapitalist sistem krizlerini derinleştirirken, halklara ve gençliğe daha fazla yoksulluk, daha fazla baskı ve bölgesel savaşlar dayatmaktadır. Sömürü zinciri uluslararası ölçekte kuruluyorsa, bu zinciri kıracak olan da uluslararası sınıf dayanışması, enternasyonal bir mücadeledir.

İşçi sınıfı ve gençlik mücadelesinde izlenmesi gereken hat tam da burasıdır: Haklar ve özgürlükler, sermayedarların veya iktidarların merhametine bırakılamaz. Üniversiteleri kayyumlarla zapturapt altına almaya çalışanlara, eğitimi laiklikten ve bilimsellikten uzaklaştırıp dinci-gerici bir çizgiye çekenlere, barınma ve beslenme hakkımızı gasp edenlere cevabımız birleşik ve örgütlü mücadeledir.

Umutsuz değiliz!

Sırbistan’da yozlaşmaya, yolsuzluğa ve geleceksizliğe karşı boykotlarla, barikatlarla meydanları dolduran öğrencilerin geri adım attıran ve zaferle sonuçlanan mücadelesi, benzer şekilde Fransa’da gençliğin eylemleri ve işçi sınıfının kararlı grevleri karşısında hükümet geri adım atmak, tavizler vermek zorunda kalmıştır; ancak biriken öfke ve talepler karşısında gençlik bununla yetinmemekte, krizin faturasını bütünüyle reddederek daha fazlasını, köklü bir değişim ve insanca bir yaşam istemektedir. Fransa'dan Sırbistan'a uzanan bu tablo bize hakların altın tepside sunulmayacağını kesintisiz, ileri atılan ve ancak örgütlü bir mücadeleyle kalıcılaşacağını göstermektedir.

Fransa ve Sırbistanlı öğrencilerin kazanımı, tüm dünya gençliği için örgütlenildiğinde nelerin başarılabileceğinin somut kanıtıdır.

Eskişehir Emek Gençliği olarak sesleniyoruz:

Fransa’da ve dünyanın dört bir yanında işçilerin ve gençlerin en büyük gücü, sahip oldukları sarsılmaz örgütlülükleridir. Bugün bize düşen görev de tam olarak budur; gücümüzü birleştirmek, bu sömürü düzenine karşı fakültelerimizden iş yerlerimize örgütlenmektir. Nasıl ki 19 Mart'ta sarayın rejiminin saldırı dalgasını, omuz omuza vererek, barikatları birlikte yıkıp, mücadelemizle geri püskürttüysek; bugün de aynı kararlılıkla, bu gerici ve halk düşmanı saldırı dalgasını dağıtacak olan bizim örgütlü gücümüzdür.

Sermayenin kâr hırsına, emperyalist barbarlığa ve onların yerli işbirlikçilerine karşı; parasız, bilimsel, demokratik, ana dilde eğitim ve insanca yaşanacak bir gelecek talebimizi yükseltiyoruz. Sırbistan’da kazanan öğrencilerden Fransa’da şalter indiren işçilere kadar dünyanın dört bir yanında sokağa çıkan kardeşlerimizin mücadelesini Eskişehir’in sokaklarından selamlıyoruz.

Ve şimdi, sınırları aşan bu mücadeleyi daha da büyütme zamanı! 20 Kasım’da dünya gençliği, eğitime, geleceğe ve insanca yaşam haklarına sahip çıkmak için uluslararası çapta sokaklara dökülüyor, sesini yükseltiyor. Eskişehir’deki tüm sıra arkadaşlarımızı, gençleri işçi ve emekçileri; 20 Kasım’da dünya gençliğiyle omuz omuza olmaya, bu sömürü düzenine karşı okullarımızdan, iş yerlerimizden meydanlara örgütlü mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz!"