Bugun...


KEBİKEÇ

facebook-paylas
2019
Tarih: 08-01-2019 21:23:00 Güncelleme: 08-01-2019 21:23:00


Bilim kurgu türü filmlerin yakın geçmişinde 2019 isimli bir film yoktu sanırım ama bu tarihlerin nasıl olacağı kurgulanarak yapılan filmler var. O filmlerin bazılarından aklımda kalan sahnelerin kimisi gerçek oldu bile.

 

Geleceğe Dönüş filminde esas oğlanın uçan kaykayının muadili sayılabilecek şeyler var mesela.

 

1990’nın ilk yıllarında hayatımıza giren cep telefonları lükstü. 25-30 yılda vazgeçilmez oldu. Üstelik ilk başlarda sadece konuşma ve mesajlaşma için kullanılırken artık bu cihazlarla bir sürü ihtiyaç!! karşılanıyor ve tabi yeni ihtiyaç ve bağımlılıklar yaratılıyor.

 

Henüz zamanda fiziksel yolculuk yapamasak da, düğünlerde evlenen çiftlerin çocukluğundan başlayarak beş – on  dakikalık özetlenmiş ömürlerini seyredebiliyoruz. Emzikli fotoğraftan gelinliğe, sünnet halinden damatlığa ışık hızıyla olmasa da çabuk bir geçiş. Hemen; zaman – mekan kavramlarını da yanımıza alarak küçük bir ekrandan dünyanın öbür ucuna gidebiliyoruz.

 

Cebimizde dünyanın ansiklopedilerinin, kutsal kitaplarının, şiirlerinin, şarkılarının, filmlerinin…. çoğunu taşıyabiliyoruz.

 

Yeni nesil yani teknolojinin bu boyutları içerisinde doğanlar için olduğundan ziyade, doğduğunda elektrik kullanımı olmayan insanlar hayatlarının son döneminde eskilerden daha çok ‘’ dünyaya erken gelmişiz…’’ pişmanlığı yaşıyor.

 

Aynı zamanda ilkel teknolojilerden bile bihaber yaşayan insanlar da var dünyada. Eğer teknoloji nimetten sayılıyorsa, paylaşım adaletsizliğinden nasibini alıyor haliyle.

 

Üzücü değil mi? Kodlama yapıp geleceğe şekil vermesi!! için eğitilen bir çocuk, aç ve biilaç olandan belki birkaç yüz metre uzakta. Böyle düşününce aklımıza hep Afrika gelir, oysa Afrika da lüks ve zenginlik içinde yaşayan çok, oysa dünyanın çok farklı diyarlarında aynı yoksunluk var. Belki düşünülenden daha yakında. Aslında bu durum dünya tarihinin her evresinde vardı. Günümüzü farklı kılan tüm bunları bilirken ve bir şeyler yapma yeteneğimiz varken, bunun bilincinin yükü yada sorumsuzluğu ile yaşamak.

 

Davranış etiği günümüzün en önemli sorunsalı ve aynı zamanda yozlaşan konusu. Zira yaratılan bireysel farkların etki alanının genişlemesi ve aynı pozitif davranışların daha çok birey tarafından benimsenerek toplumsal tutuma dönüşmesi beklenirken, popüler kültür tarafından yalnızlaştırılıp bencilleşmeye teşvik edilen bireyin etki alanı çıkar-pazarlama mekanizmaları tarafından dolduruluveriliyor.

 

Çokta haksızlık etmeyelim, günümüz yaşam koşulları insanın tarihin tüm devirlerinden daha fazla düşünmesi ve okuması gerektiğini hatırlatırken, aynı zamanda engellemek için elinden geleni yapıyor. Düşünmek de okumak da yine aynı koşulların içerisinde anlamını yitiriyor. Kolaycı yaşıyoruz, herşey o kadar kolay yollardan halledilebiliyor ki, düşünmeyi de birileri bizim yerimize yapsa kabul edeceğiz. Kolaycı yaşamaya alttan alta ittiriliyoruz aslında. Yapay zeka geliyor, az kaldı.  Gogıl Amca herşeyi biliyor, ekranlar görmek istediğimizi gösterir gibi yapıp başkalarının görmemizi istediklerini gösteriyor. 

 

Şarkılar dinlenmiyor mesela, seyrediliyor. Böylece hayal gücünüz de elinizden alınıyor üstelik keyifli bir şekilde.

 

Aslında herşey, her imkan elimizdeymiş gibi hissettiriliyor, kullanmaya kalktığımızda yada harekete geçtiğimizde işin öyle olmadığını ve yan etkileri olduğunu öğreniveriyoruz. Reklamlar mesela, her fırsatta müsaadesiz hayatımıza dalan zamanımızı çalan reklamlar… hayatının arasında dizi, dizi aralarında 20 dakika reklam seyrediyor insanlar, devamı için. Acaba sigaradan daha zararlı olabilir mi?

 

Şimdi tüm bunların arkasında ‘onlar’ diye birileri yok. Bizler varız, bizim ve bizden önceki insanların yapıp-ettikleri, yapmayıp-etmedikleri. Hepimiz kendi geleceğimiz olarak çocuklarımızı yada yakın çevremizi gördük, ortak geleceğimizin insanlık olduğunu unuttuk.

 

Eh! Durum bu hale geldi, daha da üzülüp dövünmek de olmaz. Farkına vararak ilk farkı yaratacağız. Önce kendimiz, irademiz varsa yakın çevremiz için.

 

Marketlere çok kullanımlık alışveriş torbalarımız ile gideceğiz, doğa daha az kirlensin diye değil… doğa pisliğimizi biraz daha taşıyabilsin diye. İnsanın doğa ile olan ilişkisi asla dürüst olmamıştır. Karşımızda yaptıklarımızın karşılığını hemen vermeyen, hımbıl değil de iyi niyetli, kavgacı değil de sabırlı, çoğu zaman sakin ama asla unutmayan, kızgınlığı doğası ile uyumlu biri var. Bizim evimizde çevremizde istemediğimiz çöpler ile birlikte yaşamak zorunda kalan insanlar, canlılar ve ruhu doğa olan yeryüzü var.

 

Tarih 2029, 2039 da olacak zaman aktıkça. İşimiz zor; kısıtlı zamanda, sonsuz ihtiyaçlara, çok gözüken kıt kaynaklar ile çareler bulacak, tükettikçe kirlettiğimiz dünyayı plastik poşet kullanmadan kurtarmaya çalışacağız.



Bu yazı 367 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Halil Ünal yönetiminin açıkladığı borç miktarı (158 milyon 549 bin lira) inandırıcı geldi mi


YUKARI